mizah’ için Arşiv
gülümseyenler
01 Ocak 2012 Yazan admin (online)Merhaba; hediye almak ne kadar zordur biliriz..Hem kişiye özel, hem kalıcı, hem de gülümseten bir hediye için doğru yerdesiniz. Tamamen özgün bir çalışma yapılabileceği gibi”hazır uygulamalar“seçeneğini de değerlendirebilirsiniz.
Sizden Gelenler
Bilgi ve Fiyatlama için tıklayınız
Sipariş Vermek için Tıklayınız
Popularity: 100%
Size Özel Davetiye
13 Kasım 2009 Yazan admin (online)Hayatınızın en özel an’ları için ”En Özel” davetiye

















Popularity: 66%
Gıda Mühendisliği
17 Nisan 2008 Yazan admin (online)Geçmiş zaman…mahallenin serserileri arasında Erol isimli bi şahıs vardı:Kendisini tanıma fırsatı bulmuştum.Aslında çok efendi bi çocuktu ama arkadaş çevresi yüzünden kendine bıçkın bir hava veriyodu.Herkesin bi lakabı olduğu için; kedigöz Hüseyin, sırık Fikri vesaire.
Buna da “it Erol” lakabı takılmıştı..fakat gel gör ki kendisi bu lakaptan hiç hoşnut değildi.
Sanırım gizlice ağlardı bazan, bi keresinde gözünün kenarında birkaç damla yaş görmüş “Ne o ağlıyormusun?” demiştim, bu esnada denizde yüzüyoduk, o da bana “Soğan kaçtı” dedi.
Neyse..bu mahallede Şefika isimli bi kıza aşık oldu…Kız, hanım hanımcık bi kız…bunu da serseri bildiğinden hiç pas vermedi..bilmiyodu tabi nasıl efendi biri olduğunu..
Erol kendini yiyip bitiriyodu…acaip hırs yaptı “Ulan en kral okullarda okuyup, en üst merciilere gelmezsem adiyim” diye and içti.
Daha sonra müteakip kerreler çağırmalarına rağmen arkadaşlarının yanında pek göremedik kendisini .Sonra öğrendik ki liseyi dışardan bitirmek için harıl harıl çalışıyo ..ve lise diplomasını almayı başardı..Sonra üniversite sınavlarına girdi, gıda mühendisliğini kazanmış çok sevindim. İyice mahalleden elini eteğini çekti..arada bir sokakta karşılaşıp derslerden konuşuyoduk..
Bu arada Şefika da bi şoförle evlendi..çoluk çocuk filan…yaş geçiyo tabii…Bu durum Erol’u daha da kamçıladı..Bi keresinde ” Abi..okulun son senesi..öyle bişey yapcam ki..Şefika da..mahalleli de bana “it” demekten hicap duyacak” dedi.
Üniversiteyi bitirdi…öyle azim vardı ki herifte mastır falan derken doktora yapmaya başladı.
Karşılaştığımız bir gün; “ doktora tezi olarak bi tatlı icat ettiğini, patentini de alacağını” söyleyip eve davet etti…tatlı nefisti…hiç beklemiyodum..neyse..doktor ünvanını da aldı..
Seneler birbirini kovalıyor ama bundaki hırs bitmek bilmiyo kardeşim, illaki profesör olacak…uzun uğraşlar sonucu profesör olmayı da başardı…mahallede de bir havası var ki sorma…sırf intikam almak için ayrılmadı mahalleden..
Tatlısı…icat ettiği var ya acaip tuttu…herkes bayılıyo..isminide anımsayamadım şimdi…boşver…bu paraya para demiyo ..mahallelide acaip kıskanıyo..sırf gıcıklık olsun diye icat ettiği tatlıya “Prof-İt-Erol” ismini taktılar..öyle yaygınlaştı ki asıl ismi unutuldu..
İntikam alıyom derken mahalleli gıcıklığını yaptı…Profesör oldu gene de “İt Erol” luktan kurtulamadı….yazık…Sonra intihara falan kalkışmış..kafasını leğene sokmuş ama başaramamış..neyse sonunda kaybettik Erol’u…gitti yani…
Popularity: 5%
eşek sudan gelene kadar…
03 Nisan 2008 Yazan admin (online)Eşek sudan gelene kadar…
Geçmiş zaman, Anadolu’nun ücra köylerinden birinde, muhtarın gıcık oğlu Himmet aylaklığıyla nam salmış, işi gücü eşeğiyle köy-köy gezmek.. ama eşek deyip geçmemeli, Himmet’in bebekliğinden beri birlikte büyümüşler; çifteleriyle meşhur ve Himmet’in nerdeyse bodyguard’ı gibi..Onun yanında Himmet’e vurmak ne kelime bağırmaya kalk, anında gelir çifteyi yersin, o da olmadı ısırır..böyle bi hayvan yani…
Neyse uzun lafın kısası , Himmet köyün kızlarına musallat olmuş, çeşme başında nöbet tutup kızlara rahat vermiyo..hayır tip desen yok gıcık bi herif. Köyün güzeli Kezban’ı kafaya takmış sürekli peşinde, kız bundan illallah demiş, hayır yavuklusu da var…Himmet bunu bilmesine rağmen kızı rahat bırakmıyo..Kezban’da dayanamayıp yavuklusu Hasip’e söylüyo, Hasip acaip sinirleniyo tabi ama, bi taraftan da eşekten tırsıyo.
Ertesi gün Kezban çeşme başında
“Himmet bugün senle koyün dışındaki gorulukta buluşakmı?”
Himmet’in gözleri dışarı uğruyo tabi..”ama eşeğini getirme ben çok gorkuyom”
Himmet kızın aşkına razı oluyo tabi duruma, eşeği çeşme başına bağlayıp düşüyo Kezban’ın peşine.. Koruluğa gelir gelmez çalıların ardından Hasip fırlayıp, çullanıyo Himmet’in üstüne..yermisin yemezmisin..Himmet doğalı beri böyle dayak yememiş bir feryat bir figan..Çeşme başındaki eşek, sesleri duyunca çılgına dönüyo..başlıyo anırmaya, tepinmeye bi taraftanda ipten kurtulmaya çalışıyo..Kezban eşeği kollarken Hasip dayağa devam..ve Kezban gelecek nesillere aramağan olacak bi deyimi söyleyiveriyo .
“ Ben eşeği golluyom Hasibim ..sen döv..eşek sudan gelene gadar döv..”
Popularity: 6%
Şeytan kulaana..
03 Nisan 2008 Yazan admin (online)Çook eski zamanlar , şeytan tebdil-i kıyafet gezmekte ve kendine yapacak kötülükler arayarak, yenilikler peşinde koşmakta idi..
İyi insanlar aralarında sohbet ederken, insan suretinde yanlarına yaklaşır, kazara korkularından bahsetseler, hemen not eder ve gerçek suretine bürünerek sırf gıcıklık olsun diye, korkunç bir sesle kahkahalar atardı..Sesi o kadar tiz ve iğrençti ki, kişinin kulağı ya sağır olur ya da korkudan ödü patlardı. İşin kötüsü korkuları da zaman içinde mutlaka gerçeğe dönüştürürdü..
Gel zaman git zaman insanlar; iyilik ve güzellikten korkup, sürekli depdep (zamanın futbolu), kimkimikimle (zamanın magazini) konuşur olmuştu. İyi insanlar için bu katlanılamaz bir durumdu, bir şeyler yapmak, tedbir almak lazımdı..
Entellektüeller toplanıp dönemin Ceo’su ulu bilgeye çıktılar
“Durum böyleyken böyle” dediler. Ulu bilge tozlu raflardan, kalın kitaplarından birini çıkardı.
“Bakın; şeytanın en zayıf yanı kulağı, kulağına kurşun dökmek icap eder. Bunu yaparsanız bi daha uğramaz , burada öyle yazıyo” der..
İyi güzel de bu nasıl olacaktır..Şeytan kulağını açıp bekleyecek değil ya!…
Birden birinin aklına bir fikir gelir;
“Biz her muhabbette kahve içiyoz, kahve cezvesi sürekli kaynıyo..kahve yerine kurşun kaynatalım, şeytan geldiğinde de kulağına dökeriz..” der..
Fikir coşku ve tezahüratla karşılanır, hatta karşılıklı el şaplatmanın ilk buradan çıktığı rivayet edilmektedir.
İyi ama şeytana çaktırmadan nasıl dökülecektir kurşun…Bu sefer bir başkası yine coşku ve tezahüratla karşılanan yeni fikri ortaya atar, topluluk gaza gelmiştir..
Özellikle korkulardan bahsedilerek şeytanın ortaya çıkması sağlanacak, birileri oyalarken diğeri arkadan çaktırmadan yaklaşıp, şeytanın kulağına kurşunu dökecektir. Zamanlama çok mühimdir ve hata kabul etmez..Uygun zamanı belli etmek için işaret dili geliştirirler..
İşte ; kulak çekip, öpücük yaparken masaya vurmak böyle girmiştir hayatımıza..
Başarıya ulaşmış mıdır bilinmez , ama şeytanın hala tebdil-i kıyafet gezdiği ve en son Amerika’nın Washington ilinde görüldüğü rivayet edilmektedir. Ve ne hikmetse; bugün bile insanlar, kulaklarına şeytan bağıracak diye futbol, magazin gibi eften püften şeylerden konuşmakta ama yine de şeytan kulağına kurşun diyerek şifreli hareketleri tekrarlamaktadır..ne diyelim..
Popularity: 5%









































